Uzun uzun yıllar önce, hüzünlü ve uzak bir ülkede, sert siyah kayalardan oluşan bir dağ varmış. Her gün batımında dağın zirvesinde, kendini koparanı ölümsüz yapan büyülü bir gül tomurcuklanırmış. Ama kimse çiçeğine yaklaşmaya cesaret edemezmiş. Çünkü dikenleri zehirle doluymuş. İnsanlar kendi aralarında hep ölüm korkusunu ve acıyı anar ama sonsuz yaşam vaadini hiç anmazmış. Ve her sabah gül hediyesini vericek hiç bir kimseyi bulamadan solup gidermiş. Gül o soğuk ve karanlık dağın zirvesinde zamanın sonuna kadar ebedi bir yalnızlığa gömülmüş.